San Diego'da ikinci sabahımız yağmursuz ancak bulutlu bir hava ile karşıladı bizi. Günün ilk durağı Selin'in okul yıllarında çalıştığı
Coffee Shop oldu.

Barın arkasına geçen
Selin'in hazırladığı kahve,
çay ve leziz çikolatalı kurabiyeler ile karnımızı doyurup günün ikinci durağı olan
La Jolla'ya (La Hoya okunuyor) doğru yola çıktık.
La Jolla'da okyanus kenarında dolaşıp, dalgaları seyrederek kendimizden geçtiğimizi söyleyebilirim.

Hava birazcık daha sıcak olsa yüzmeyi bile düşünebileceğimiz dalgalı okyanusta bu seferlik çocuklar gibi
koşturup eğlenmekle yetindik. Ancak havanın biraz daha sıcak olduğu günlerde geri gelmekte de karar kıldık...

Daha sonra San Diego'da yaşayan
Kadıköy Anadolu'lu bir arkadaşımızla buluşup leziz bir yemek yedik. Türk'lerin her yerde olduğunu bilen herkes gibi
San Diego'da yaşayan Türk popülasyonunun çokluğuna da tabii ki şaşırmadım. Resimde görülen
somonlu dürüm gerçekten lezzetliydi.
California sınırları içerisinde dolaşıp, bir
film çekimine rastlamamak olmazdı sanırım. İşte yolda çekim yapan
film ekibi ve yönetmenleri...
La Jolla'da sokaklarda dolaşıp okyanus manzaralı ufak tefek
butikleri dolaştıktan sonra daha büyük alışveriş olanakları için
Fashion Valley isimli alışveriş merkezine doğru yola koyulduk.
İstinye Park'ın San Diego versiyonu olan
Fashion Valley'de girmediğimiz mağaza, bakmadığımız kıyafet kalmadı sanıyorum.
Diane Von Furstenberg süper eğlenceli, renkli pullu elbisesi ile poz veriyorum...

Tabii ki dükkanların sadece bayan bölümlerini değil
erkek bölümlerini de detaylı olarak inceliyoruz. Mesajlı tişörtlere bayılıyorum. Ancak ben dünkü alışveriş terapimde
TAKEN yazanını bulup almış olduğumdan
RENTAL yazanı kiralık arayan arkadaşlara bırakıyorum...

Günün sonunda alışverişten yorulmak bilmeyen
Selin kıyafet denemeye devam ediyor.

Bense eve dönüp
bilgisayarımın ve
twitter'ımın başına geçmenin yollarını ararken, yorgunluktan ağrıyan ayaklarımı dinlendirebilecek bir yer bulmanın sevinci ile kameralara poz veriyorum.

Bol gezmeli bir günün sonunda,
ilk güne oranla kendimi daha iyi frenlediğim için kendimi kutlayarak bilgisayarımın başına geçiyorum.
San Diego gece hayatına dair anektodlar öğrenmek üzere kendimizi yeniden sokağa atmadan önce hint yemeğinin en sevdiğim versiyonu olan bir
Murgh Tikka Masala eşliğinde yazımı yazmaya başlıyorum...