San Diego'da bir Cumartesi Gecesi...

15 Mart 2010 Pazartesi

Alışveriş ile dolu geçen yorucu bir cumartesi gününden sonra cumartesi akşam üzeri olduğunda San Diego Sports Arena'da gerçekleşecek olan motocross show'a gitmek için yola çıktık. Az zamanda çok iş yapmaya çalıştıgımızdan hızlı bir akşam yemepi için Del Taco'dan taco ve burrito'ları midemize indirdikten sonra koşar adım show mekanına vardık.

Motor sever Amerika'lı profilini daha iyi anlayabilmeniz için sırada bekleyen şortlarının altına dizlerine kadar çektikleri siyah çorapları ile bekleşen gençleri çekmeden duramadım...

Selinciğim ve ben motor şovunun ne olduğu hakkında hiç bir fikrimiz olmadan geldiğimizden, içerdeki durumdan biraz bayıp erkenden ayrılmaya kadar veriyoruz.

San Diego Sports Arena'nın otoparkında bulunan, boyumuzdan büyük onlarca araba bizim daha çok ilgimizi çekti desek yeridir...

Gecenin ilerleyen saatlerinde gitmeyi planladığımız partilerden önce evde bir film seyretmeye karar verip kendimizi Blockbusters'a attık. Kapıdan girince ilk karşılaşılan manzara işte burada...

Beni twitter'dan takip edenler Sevgililer Günü ile ilgili düşüncelerime tercüman olan bu filmi izlemek isteyeceğimi tahmin ederler sanırım.

Sevgililer gününü sevmiyorum ama kendimi pek severim, o da ayrı konu tabi...

Sadece film almak olmaz tabi doyasıya abur cubur edinmek üzere atıyoruz kendimizi en yakın süper markete. Sushilere gözüm takılıyor tabii ama Selin'in kolumdan sürüklemesi ile hızlı hızlı geçiyorum önlerinden.

Rengarenk olmalarından ötürü sanıyorum dünyanın neresinde olursam olayım süper marketlerde zaman geçirmeyi seviyorum.

İhtiyacımız olan DVD ve aburcuburlar ile evimizin yolunu tutmaya hazırız artık.

Evde minik bir film arasından sonra gideceğimiz ilk mekan olan WaveHouse plaj partisine doğru yola çıkıyoruz. Mekan harika ama havanın serin olması sebebi ile plaj partisini ilerleyen günlere bırakıp şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz.

Şehir merkezi tam da cumartesi gecesine yakışır şekilde kalabalık. Hemen her klübün önünde uzun sıralar oluşturan kalabalıkları yararak arkadaşlarımızın bulunduğu Voyeur'a geliyoruz.

İçerisinin kalabalığı da dışarıyı aratmıyor. Amerikan gençliği kesinlikle eğlenmeyi seviyor.

Amerikan klüb anlayışının Türkiye'den çok da farklı olduğunu düşünmek anlamsız sanıyorum. Herkes için alkol ve dans listenin başında geliyor.

Önünde dans eden çılgın dövmeli bayandan gözlerimi almakta zorlanıyorum...

San Diego'da hayatın biraz daha renkli olduğuna tanık olduğum bir gece geçiriyorum. Harika ev sahiplerimiz Banu, Yiğit ve Demir'in engin çabalarına rağmen yine de San Diego'nun İstanbul'un yanında minik bir kasaba olduğu düşüncemi koruyorum... : )

Blog Widget by LinkWithin

2 comments

-KoKosh- dedi ki...

yaa şu yemek fotoları beni benden alıoooo:)sırf onlar için bakıyorum:):)şaka şakaa!!ama ağzım sulanıoo yaa:(

15 Mart 2010 22:01
Aynur dedi ki...

Ben de gezmek istiyorum hemen.Bir gezi ancak bu kadar güzel anlatılabilir.Şahanesiniz...

16 Mart 2010 10:47

Yorum Gönder

Bu ay en çok okunanlar