Bu seyahatlerin en zor kısmı bana göre sabah 6.30'da uyanıp ertesi gün saat 10.30'da henüz yatak yüzü görmeden varış noktamızı ulaşmamız oldu. Uyumadan önce de sizlere minik bir yazı ile bugün olan bitenleri anlatayım istedim.
Amerika yolcularını sıkı kontrollerden geçirdikleri efsanesi sebebi ile erkenden havaalanına gittik. Check in yaptırdıktan sonra kalan bol bol vaktimizde günlük gazetelere daldık. Ayşe Arman'ın, her okuduğum yazısında daha da çok bağlandığım yazıların sahibi Hazal Yılmaz'dan bahsetmesi ile günüm gerçek anlamda aydınlandı...
Selin ve ben uçağa binmeden hemen önce. Her ikimiz de bağımlı olduğumuz şeylerden saatlerce uzak kalmanın üzerimizde ne gibi etkileri olacağını bu kadar derinden hissetmeden. Uçağın içindeki toplam 14 saat sonunda Selin için sigarasızlık, benim içinse internetsizlik fena halde asabiyet sebebi olmuştu. Bir de 14 saat boyunca anne geldik mi diye soran ve kulaklarım acıyor diye ağlayan minik çocukların sesini de ekleyince evleye şenlik bir uçuş ile Chicago'ya ayak bastık...
Chicago O'Hare Havaalanının girişinde çeşitli ülkeleri anlatan tablolar karşıladı bizi.. Ancak havaalanı atmosferinin gittikçe modernleşeceği hiç aklıma gelmezdi.
Bavulları beklediğimiz 1 saat boyunca ben twitter'a bağlanıp sizlerle konuşabildiğim için biraz olsun rahatlarken zavallı arkadaşım Selin bu süreyi de sigarasına kavuşmak için beklemekle geçirdi. Ve sonunda mutlu sona ulaştı.
Havaalanında terminaller arasında koştururken 1990'ların fantastik filmi Total Recall ile gece klübu karışımı bir ortamda bulduk kendimizi. Girişteki tabloların aksine gittikçe modernleşen ışık oyunları arasında koşturarak bulduk terminalimizi.
Ancak bavul beklemek ve terminaller arasında koşturmakla geçen zaman sonucunda 10 dakika farkla aktarma uçağımızı kaçırdık. Durumu değiştirmek için elinizden bir şey gelmediği tüm zamanlarda yapılacak en iyi çözüm olan, durumun tadını çıkarmaya karar verdik ve aldığımız dergilerimiz ile bol bol eğlendik.
Havaalanında bekleyerek geçen 3 saat ve uçakta uyuklayarak gecen 5 saat sonunda yağmurlu bir San Diego gecesine indik... İşte şimdi ilk uçağa bindiğimizden andan itibaren geçen 24 saatten sonra bilgisayarımın başında sizlere bir uykudan önce yazısı yazabilmiş olmanın mutluluğu ile kapatıyorum ışıkları...
Yolcu Yolunda Gerek...
7 Mart 2010 Pazar
Labels:
Amerika,
Chicago,
Ferhan Talib,
Ozel,
San Diego,
Selin Demirkazik,
Seyahat
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Bu ay en çok okunanlar
-
Megan Fox günümüzün en çok tıklanan kadınlarının başında geliyor şüphesiz. Ne erkeklerin ne de kadınların inkar edemeyeceği bir güzell...
-
Twilight yıldızı Kristen Stewart Hollywood'un yeni prensesi. Peşindeki papparazzilerden pek hoşlanmasa da yaptığı her hareketin izlenm...
-
Bal renginden, platin sarısına kadar geniş bir renk yelpazede karşımıza çıkan sarı saç tonları 2009 senesinde de kuşkusuz en çok ...
-
2009-2010 kış sezonunda katılacağınız düğün ve davetler için ne giyeceğinize karar vermeye çalışıyorsanız bu yazıma göz atmanızda fayda ...
-
Söz konusu ayakkabı olunca tabii ki konunun liderliğini yüksek topuklular üstlenir her zaman. 2010 ilkbahar yaz sezonunda da istisna yok ...
-
Bu sezon yeni siyah'ın " mavi " olduğunu bilmeyenimiz kalmadı herhalde. Mavinin hemen her tonu bu sezon popüler olmasına karşın abiye ge...
-
Düğün elbiseleri alışverişi yaz aylarının vazgeçilmezi kuşkusuz. Ancak alacağınız elbise için mağazalar arası ava çıkmadan önce o yaz han...
-
Siz de eğer " kızıl saç istiyorum ama istediğim rengi kuaförüme bir türlü anlatamıyorum " diyenlerdenseniz bu yazımın sizlere faydası ola...
-
Uzun zamandır saçlara değinmediğimi fark ettim ve son zamanlarda beğendiğim sarı saç tonlarını bir araya getireyim dedim. Hala gönlümün sul...
-
Çizgilileri oldum olası sevmişimdir. Ara sıra çizgili görsellerini toplayarak kendime terapi yapıyorum. Hepsi benim olsa da giysem... I ...
6 comments
hadi iyi uykular:)
7 Mart 2010 11:40dinlen lazımsın bize:)
aynen, dinlen sonra da kendi perspektifinden chicago'yu yaz:)) sokak modası, chicago'daki ilginç butikler, ordaki gençliğin tarzı, trendleri..
7 Mart 2010 11:58eheheh O'hare havaalanı çıkışında yaktığım ilk sigara geldi aklıma.. Kötü bi alışkanlık.. Ama bilen bilir, o uzuun uçuştan sonra yakılan ilk sigara, gece beklerken gündüz güneşi ile karşılaştığın ilk yer, içerideki kahve satan küçük büfe ve ilk sigaranı yaktıktan sonra hissettiğin baş dönmesi.. Hem tuhaftır, hem de US'de olduğunu fark ettirir insana :)
7 Mart 2010 12:57Kızlarr : )
7 Mart 2010 20:17chicago'dan teget gectiğim için orası ilgili pek haber yok ama San Dİego ve diger gezilen mekanlar hakkında bol bol olacak.
: )))
Amerika deyince 2. sırada elektronik alışverişi geliyor insanın aklına. Ne bulursan al Ferhaan :)
7 Mart 2010 23:30evet şüphe yok:)
8 Mart 2010 11:37Yorum Gönder