Bir Garip Yolcuyum New York Yolunda

14 Kasım 2010 Pazar

Twitter'dan takip edenler biliyor bu bayram'da tatili geçirmek üzere Ada'nın anne ve babası ile New York'a gitmeye karar vermiştik. Bazı aksilikler sonucu tatil mekanlarımız ayrışsa da ben ilk planıma sadık kalıp NY'ye doğru yola çıkmak için cuma günü saat 14.30'da evden ayrıldım.

Bayram öncesi tatilci trafiği sebebi ile yaklaşık iki saat süren açılı bir yolculuk sonucu havaalanına vardıktan sonra bol beklemeli bir güvenlik kuyruğu, ardından check in kuyruğu ve harç pulu kuyruğu ile bir sene yetecek kuyruk kotamı doldurdum.

Neyse ki pasaport işlemleri için çok fazla kuyruk beklemeden pasaportuma 12.11.10 gerisi sayımını bastırıp resmi olarak yola çıkmış sayıldım.

Kalabalıktan Lounge'lar da bile oturacak yer kıtlığı yaşandığından kendimi alışveriş ile alkol alma arasında gidip gelirken yakaladım...

Neyse ki çok geçmeden kendimi yolculuğumun ilk ayağı olan THY'nin istanbul-Brüksel uçağında tavsiye üzerine alınmış olan kitabımla baş başa buldum. Dedim ya bu yolculuğu Ada'nın annesi ve babası ile planlarken aktarmalı uçmanın ve uzun saatler aktarma beklemenin fena bir fikir olmayacağını, birlikte nerede olsa iyi zaman geçirebileceğimizi düşünmüştük.

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı... Gece yerel saatle 22.00'de Brüksel'e vardığımda zaten küçük olan havalanında neredeyse hiç hayat belirtisi yoktu.

Ayna uçakta gelip aynı aktarmayı yapmak üzere bekleyen Asena, Asuman ve Özer ile arkadaş olmam kabus gibi geçebilecek 12 saati süper keyifli hale getirdi. Kendilerine buradan bir teşekkürü borç bilirim...

Sabah saatlerinde açılan dükkanlarla havaalanı biraz hareketlenince yiyecek bir şeyler almak mümkün oldu. (Aç kalma fikrinden bile hoşlanmadığımı tahmin edersiniz.) Ancak bir sandviç ve bir kahveye 12 Euro verme son derece aç olmama rağmen pek hoşuma gitmedi.

Yolculuğumun son ayağı olan Brüksel-New York uçuşu için hazır olduğumuzda evden ayrılalı 21 saati doldurmuş bulunuyordum.

American Airlines'ın sunduğu yemekler Türk Hava Yolları'nın yanında hem içerik hem de lezzet olarak sönük kalsa da yüzlerinden asla eksik olmayan gülümsemeleri ile durumu gayet iyi idare ettiklerini söylebilirim.

Yolculuğun en zorlu kısımlarından biri olacağını düşündüğüm Brüksel-New York uçusu American Airlines'ın zayıf eğlence düzeneğine rağmen yol icin seçmiş olduğum harika kitap ile göz açıp kapayıncaya kadar geçti. 8 buçuk saatin sonuna geldiğimiz de kitabın da sonuna gelinmişti. Chick flick sevenlere ''I Heart New York'' şiddetle tavsiye olunur.

Ve evet evden ayrılmamın 30. saatinde New York semalarına üzerine varmış ve bayram tatilimi başlatmış bulunuyordum. Havanın beklediğimden çok daha sıcak ve bavulumun sadece kara kışa uygun kıyafetlerle dolu olması önümüzdeki günler sorun olacak mıydı? Bu sorunun cevabı öğrenmek için takipte kalın...

Blog Widget by LinkWithin

8 comments

Mrs. Baros dedi ki...

Yazdıklarını sanki ben yaşamış gibi oldum okurken. İyi tatiller.

14 Kasım 2010 05:00
Gozde Kaymakamoglu dedi ki...

ahhhhhh shop 4 me cnm

14 Kasım 2010 11:13
gasilhane dedi ki...

Bi dakka ya, sen çok güzelmişsin, bi an yeni bi blogta mıyım diye baktım, demek makyaj yüzündenmiş. Çok şahane saçlar, hep düz sanıyodum. Bi de yanakların çok güzel, fondoten allık yüzünden farklı görünüyomuş. Makyaj yapma valla böyle fena halde güzel. Basında iconjane'deki resmine baksana alakan yok çok güzelsin.

14 Kasım 2010 15:49
muyek dedi ki...

Istanbulda Ingilizce kitap satin alabilcegimiz bir sahaf, kitapevi veya online site tavsiye edebilir misiniz acaba ?

16 Kasım 2010 00:31
Moda Sanattır dedi ki...

Fotoğrafların gerçekten çook güzel. Ve çok ilham verici, sırf şu posttan ilham alarak o kadar güzel bir roman yazılıp, o kadar güzel bir editoryal çekilebilir ki...

22 Kasım 2010 13:18
I su O dedi ki...

ah ah geziyosun ne guzel )

22 Kasım 2010 20:51
Adsız dedi ki...

makyajsız ne kadar küçük ve farklı görünüyorsun inanamadım bi an aynı kişi olduğuna

27 Aralık 2010 22:07
iconjane dedi ki...

@muyek bu yorumu kacırmısım yeni cıkan ingilizce kitaplar icin ben Remzi kitapevini tercih ediyorum ama eski ya da 2. el icin sahaflara bakabilirsin. ingilizce kitap bulmak İstanbul'da artık hic zor değil.
pek online alışveriş yapmadığım icin herhangi bir site tavsiyesinde bulunamam maalesef, ben hala dokunmadan alışveriş yapamayanlardanım.

27 Aralık 2010 22:21

Yorum Gönder

Bu ay en çok okunanlar