New York'a Dair Bir Potpori

27 Kasım 2010 Cumartesi

Pegu Club'daki kokteyller kesinlikle denenmeli. Hepsi birbirinden lezzetli idi. Yemekler için aynı şeyi söyleyemem ama değişik kokteyl deneme merakınız var ise Pegu Club kesinlikle uğranması gereken yerlerden biri.

New York'da caz severlerin uğramak isteyeceği mekanlardan biri olan Nublu'da, yeni albümünün kayıtları için NY'de bulunan sevgili Ferit Odman ile, harika müzik eşliğinde keyifli bir gece geçirdik. Ferit'in yeni albümünü dinlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Sunday Supper Holy Oink at Resto NYC...

Akşamdan kalma olmanın dayanılmaz hafifliği...

Ve akşamdan kalma olmaya mükemmel çözüm Resto'da bol yağlı bir kahvaltı masası..

Gözüme ilişen bir New York City gerçeği, ''herkes yalnız yemek yiyor''. Bu fotoğrafa baktıkça hüzünlenmemek mümkün değil.

Maalesef ismini anımsamadığım bir mekanda Feral'ın seçimi... Her zamanki gibi bana ''bir daha ben de sen ne yersen ondan yiyeceğim'' dedirten seçimlerden biri idi...

New York'ta bir Hot Dog büfesinin içinde bulunun gizli ve mini bir mekan olan PDT'ye girebilmek için içine girip telefon açmanız gereken telefon klübesi. PDT (Please Don't Tell - Lütfen Kimseye Söyleme) adı üzerinde fazla bilinmek istemeyen mekanlardan, sayı gösterim adres vermiyoruz. Ama fikir muhteşem.

Kahraman kuzenim Feral telefon klübesine girip süper kahraman kimliğine bürünmeden önce biraz oyun oynamaya karar veriyor. Ailemden normal insanlar olduğunu gerçekten düşünmediniz heralde!

Mesaj kaygılı herhangi bir şeye kayıtsız kalamadığımı bilirsiniz. Elbette bunu da görünce dayanamadım.

Ne yazık ki Türkiye pazarında Amerika'daki kadar çok farklı renklerde ve dokularda oje bulmak mümkün değil. Benim seçtiklerim çok da çılgın olmamakla beraber, bana yeter de artar bile..

Times Square'deki ışıkları öekmeden New York'a gitmiş sayılmıyormuşsun. Adet yerini bulsun dedim.

Stencil sprey boya ile tişört fikri harika, Michael Jackson'ın yanındaki Arda Turan ise daha da harika.

Dünya çok küçük. NY'ye gidiş yolunda tanıştığım arkadaşlarıma dönüş yolunda da rastladım. Sevgili Asena'nın seyahati sırasında bulmuş olduğu kitabı kıskanmamak elde değildi tabii...

Ve beni günler boyunca hiç yalnız bırakmayan, hiç bir koşulda yaşlanmayan, her koşulda eğlenmeyi bilen canım ailem!! İkinize de çok çok çok teşekkürler...

Ps. Emily, do not try to google translate this post. Even in Turkish it is not that meaningful, I can't begin to imagine what would it look like with GT : )

Blog Widget by LinkWithin

5 comments

Judy Abbott dedi ki...

ellerine sağlık, gitmiş kadar oldum. ziyaret etmeyi çok istiyorum bu uyumayan şehri.

27 Kasım 2010 20:51
seda dedi ki...

herkes yalnız yiyor algın, muhteşemsin!
ve nublu! büyük şans:)

28 Kasım 2010 02:14
Adsız dedi ki...

Bayılıyorum Amerika postlarına!
birde sanırsam o Arda Turan değil de amerikalı şarkıcı Drake :)

29 Kasım 2010 20:23
Olé dedi ki...

herkes yalniz yemek yedigi gibi bir de kimse kimseyle goz temasi dahil muhattap olmamak icin ayni yone oturmus!iletisim caginda iletisimsiz insanlar toplulugu:/

29 Kasım 2010 22:05
Oyku dedi ki...

İnanmıyorum Michael Jackson!!!!! Ben olsam hemen onu alırdım :)))))

23 Kasım 2013 13:25

Yorum Gönder

Bu ay en çok okunanlar